Milano Moda Dünyası'nın Konuştuğu Türk

Milano moda dünyasının konuştuğu Türk

Çalıştığı moda markası için yaptığı kampanyalarla adını Milano’da duyuran Yiğit Turhan’ın işe girme hikâyesi de en az yaptıkları kadar enteresan

Bir yıl önce Milano Moda Haftası’nda, Frankie Morello defilesi. En ön sırada başlarına kese kâğıdı geçirmiş üç kişi var. Kâğıtların üzerinde ‘blogger’, ‘blogger’ın arkadaşı’ yazıyor. Kim oldukları belli değil… Önce Twitter’da dedikodular başlıyor, ardından La Republica, Corriere Della Sera gazetelerine çıkıyorlar. Frankie Morello’nun yeni açılan blogunu tanıtma kampanyası bu aslında. Fikir babası ise, bugünlerde Milano moda caimasının yakından tanıdığı, Yiğit Turhan. Turhan’ın hikâyesi çok ilham verici. Aklına koyduğunu yapan, hayallerine ulaşmak için her yolu deneyen, bu sırada da yaratıcılıkta sanır tanımayan biri. Henüz 24 yaşında. Mühendislik eğitiminin ardından soluğu Milano’da alıyor. Önce İtalyancasını geliştiriyor, sonrasında da Bocconi Üniversitesi’nde pazarlama işletmesi mastırına başlıyor. Moda dünyasının hatırı sayılır bir parçası olması ise, yalnızca bir yılını alıyor. Sonrasını ondan dinleyelim…

– Bir elektronik mühendisi, nasıl oldu da Milano moda çevrelerinde adını duyurdu?
– Yaratıcı şeylerde çalışmayı hep istemiştim. Frankie Morello’yu ilk kez Harvey Nichols’da görüp beğenmiştim. Çok yaratıcı, farklı çizgisi olan bir marka. Milano’da okurken markada staj yapmayı kafama koydum. Ama Türk olduğum, çalışma iznim olmadığı ve mühendislik okuduğum için şansım olmayacağını düşünerek, iş başvurumda öne çıkmam gerektiğine karar verdim. Kolajlarla, renkli photoshop’larla bir CV hazırladım ve Facebook’a yükledim. ‘Yiğit Turhan Frankie Morello’ya girmeyi hak ediyor’ diye bir grup açtım. 10-15 bin kişi üye olsa dikkatlerini çekerim diye düşünüyordum. Ama bir gecede hayallerim gerçek oldu. Ertesi sabah 09.00’da telefonum çaldı. ‘Frankie Morello’dan arıyoruz. 10 yıllık geçmişimiz boyunca bu kadar yaratıcı bir CV almadık. Seninle tanışmak istiyoruz. Ama senin deli olduğunu düşünüyoruz ve korkuyoruz,’ dediler! İş görüşmesine giderken brownie’ler hazırladım ve hepsinin üzerine şekerlemelerden Frankie Morello logosu yerleştirdim. İnanamadılar.

– Hemen işe aldılar mı peki?
– ‘Seni almak istiyoruz. Ama ne yapabilirsin, onu anlamalıyız,’ dediler. Ben de bilmiyordum tam ne yapabileceğimi. Vitrin tasarımından internet sitesine kadar her yerde çalıştım. Türkiye’de olsam, mühendislik okudum diye igilenmezlerdi. İtalya’da ise etiketinden çok fikirlerin, sundukların önemli.

– Sonuç olarak markadaki göreviniz ne oldu?
– Blogları açıyordu. (www.frankiemorello.it/blog) İlgilenmemi istediler. Moda haftası da yaklaşıyordu bu arada. İtalya’da gazeteciler, ön sıralarda ünlü görmezse defileyle ilgilenmez. Ben de ‘Gazetecileri nasıl tutarız?’ diye düşünmeye başladım. Bu arada bloggerların defilelerde ön sırada oturması konuşuluyordu. Ben de üç kişinin başına kese kâğıdı geçirip üzerlerine ‘Blogger’, ‘Blogger’ın arkadaşı’ yazdım ve defilede en öne oturttum. Öyle çok dikkat çekti ki, bütün gazetelerde haber olduk. Ben de kampanyayı, vitrinlere başında kese kâğıdı olan bir manken yerleştirip devam ettirdim. Stajım bitince de markanın internet pazarlaması ve yeni medya sorumlusu oldum.

BLOG PATLAMASI SONA ERİYOR
– Etkinliklerinizde bloggerlık fikrinden faydalanmışsınız. Eski cazibeleri kaldı mı sizce?
– ‘Bugün ne giydim, ne yedim’ bloglarının değeri azalıyor. Bryan Boy bugün ünlüyse yazdıkları sayesindedir. Dolce&Gabbana, son defilesine sadece iki blogger çağırdı. Blogger patlaması sona eriyor artık. Markalara katma değerleri yok. ‘Şunu giydim, bunu giydim’den çok yazılar, fikirler önemli bizim için. Bu yüzden yakında iyi blogları okumak için para ödemek zorunda kalabiliriz.

– Türk bloglarını beğeniyor musunuz?
– İsteselerdi, bazıları uluslararası olabilirdi. Mesela biz Deniz Berdan’ın kızı Begüm’le bir proje yapıyoruz. Ayrıca Türk sanatçı ve tasarımcı arayışındayım.

Moda dünyası, mühendislikten zor
– Milano moda dünyası nasıl peki? Adapte olabildiniz mi?
– İtalya, modaya başlamak için en doğru yerlerden biri. Şehir modayla yatıp modayla kalkıyor. Çok dertleri, tasaları yok. Çok zayıf ve beyaz tenliysen, havalısın burada. O yüzden güneşe çıkmıyor, yemek yemiyorlar. Stilistler, tasarımcılar öğle yemeği niyetine Vogue Paris yiyip, yatmadan önce susuzluk gidermek için bir kadeh Chanel 5 içecek neredeyse! Mülklerdense ayakkabı ve çantaya para harcıyorlar. Bayağı yapay aslında. Ama yapay olduğu için de kolay değiştirebiliyorsunuz.

– Siz de ‘değiştirenlerden’ birisiniz…
– Evet. Ben bu çevreden markama katma değer yaratmaya çalışıyorum. Moda sürekli değiştiği için yeni projeler üretmem gerekiyor. Günde beş saat uyuyor, sürekli çalışıyorum. Etkinliklere gidiyorum ama erkenden eve dönüyorum. Zaten ne tasarımcılar, ne editörler; işi gücü olan kimse sabaha kadar partilerde gezmez burada. Gezenler ya moda öğrencileridir ya da baba parası yiyen gençler. Hayatımı çok renkli sanıyorlar ama Türkiye’de olsam daha çok geziyor olurdum, kesin. Eskiden mühendisliğin çok zor olduğunu düşünürdüm. Ama moda dünyasının kesinlikle daha zor olduğuna karar verdim.

Türk kültürüne dayanan korku romanları da yazıyor
Yiğit Turhan’ın bir diğer tutkusu ise edebiyat. Özellikle de korku edebiyatı. 1960 ve 70’lerde basılmış korku kitapları koleksiyonu yapıyor. Aynı zamanda yazıyor da. Üniversitede dönemin ünlü edebiyat profesörlerinden Leslie Moore’dan yaratıcı yazma teknikleri dersi almış ve hocasının yönlendirmesiyle Türk kültüründen yola çıkarak korku hikâyeleri yazmaya başlamış. 2007 yılında, Gecenin Çocukları adlı korku romanıyla Xasiork Yayınevi’nin roman yarışmasında birincilik ödülü almış. Gecenin Çocukları, çocuk sahibi olmaya çalışan, karanlık geçmişi olan bir kadının başından geçenleri Nuh Tufanı’na dayanarak anlatıyor. İkinci romanı ise Karagöz ve Hacivat’la ilgili… Turhan, “Bizdeki korku hikâyeleriyle herkesi alt edebiliriz. Bir kere, hayatımız boyunca korkuyla beslenmiş bir toplumuz. Gulyabaniler, cennet ve cehennem mağaraları, daha neler neler!” diyor. Gecenin Çocukları yakında piyasaya çıkacak.

Not: Normal şartlar altında yazıyı bir yerden direk kopyalamak adetim değildir fakat 22 Ağustos pazar günü Sabah Gazetesi Pazar ekinden yayınlanan bu röportajı bulmak benim için zor oldu, ve günlük gibi not etmek amacıyla bloguma yapıştırdım.

Haber  ve görsel YAPRAK A. ŞAHİNBAŞ ‘ a aittir.

Kaynak:  http://www.sabah.com.tr/Pazar/2010/08/22/milano_moda_dunyasinin_konustugu_turk

Ticari amaç güdülmeden, paylaşım amaçlıdır!

One thought on “Milano Moda Dünyası'nın Konuştuğu Türk

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s